Bir gün üç anne bir araya gelip çocuklarımız için kurduğumuz hayali gerçekleştirmeye karar verdik. Bir yer olsa dedik, çok yakın ama uzakmış gibi… Şehirde olsa dedik ama şehrin ortasında değilmiş gibi sessiz olsa diye düşündük…

Beton yığının içinde olacağımızı kabullenmiş olsak bile keşke kocaman bir ağacı, minik de bir bahçesi olsa; çocuklar, ağacın gölgesinde, çimenlerin üstünde yalın ayak koşsalar diye düşledik. Bir de mutfağı olsa, evimiz gibi… Çocukları gönül rahatlığıyla yedirsek diye geçirdik içimizden.

İçine olmazsa olmazımız kitapları katalım ki çocuklar okumayı sevsinler, hayal kursunlar; daha çok okumak, daha çok hayal kurmak, daha çok düşünmek, daha çok öğrenmek istesinler dedik. Öyle atölyeler olsun ki keyif alsınlar, eğlensinler, araştırsınlar, eğlenerek keyifle, mutlulukla, gelişebileceklerini içselleştirsinler istedik. Ailenin önemini bildiğimizden işin içine anneleri, babaları, anneanneleri, babaanneleri, dedeleri, teyzeleri katalım dedik. Beraber katılabilecekleri etkinlikler düzenlesek keşke dedik. Keşke bizim ulaşamadığımız bilgilere daha kolay ulaşabileceğimiz bir ortam oluşturabilsek diye hayal kurmaya devam ettik. Keşfedilmemiş ya da çok bilinen ama bulunamayan, el altında olan ama kullanılmayan, ulaşılamazmış gibi görünen ama ulaşılabilen bilgiler olsa bizde şifalansak diye düşündük.

Son olarak da öyle bir yer olsa ki içeri giren herkes mutlu olabilse, kendini oraya ait hissedebilse belki de hiçbir şey yapmadan sadece durabilse, düşünebilse, en önemlisi huzur bulabilse dedik ve Happy Nest’i yarattık.

Biz hala hayal etmeye devam ediyoruz. Kalbimizin sesini dinliyoruz, her gün öğreniyoruz, kendimizi geliştiriyoruz. Her şeyin olabileceği ihtimalini hiç unutmuyoruz. “Biz” olabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Kim bilir belki bir gün, bir gezegende, belki bir portakal ağacının altında, belki dünyanın keşfedilmesini bekleyen yeni harikasında buluşuruz.

Hayallerinizde buluşmak dileğiyle…